Edisyonlar IV - Paralel Gerçeklikler

15 Mayıs-21 Haziran 2014, Elipsis Galeri, İstanbul

Sanatçılar: Tuğçe Ayerdoğan, Oğuz Karakütük, İrem Sözen

Küratörler: Refik Akyüz, Serdar Darendeliler

Elipsis Galeri'nin, sanat dünyasına, koleksiyonerlere ve sanatseverlere keşfedecekleri yeni fotoğrafçılar ve fotoğraflar sunmak amacıyla yola çıktığı 'Edisyonlar' serisinin dördüncüsü, Geniş Açı Proje Ofisi'nden Refik Akyüz ve Serdar Darendeliler'in küratörlüğünde Tuğçe Ayerdoğan, Oğuz Karakütük ve İrem Sözen'in çalışmalarını ‘Paralel Gerçeklikler’ başlığı altında bir araya getiriyor.

Hepsinin de yolu bir dönem Geniş Açı Proje Ofisi'nin atölyeleriyle kesişmiş olan bu üç ismin ortak özelliği, kendi deneyimlerinden yola çıkarak insana, doğaya ve geçmişe dair paralel gerçeklikler yaratmaları. Ayrıştıkları nokta ise bunu farklı fotografik yaklaşımlar ve estetiklerle sunmaları. Üç ismin çalışmaları da hemen hemen aynı dönemlere tarihlendiğinden, seriler içerikleriyle olduğu kadar aralarında da paralel gerçeklikler yaratmış oluyorlar.

Temel motivasyonu insanın kendisine yabancı hissetme duygusunu fotoğraf ile araştırmak olan Tuğçe Ayerdoğan (1980), 'Ayışığı' başlıklı serisinde, gerçekliği kendi hayatının karanlıklarına doğru çıktığı yolculuklarla hikâyeleştiriyor. Korkularının ve huzursuzluklarının açtığı yollarda gezinerek hem kendinin hem de başkalarının düğümlerini çözmeye çabalayan Ayerdoğan, bu amaçla kendi hayatına ve kendisinin etrafında şekillenen hayatlara odaklanıyor. Ve sonuçta ortalığa tanıdık ama yabancı, kişiye özel ama genel, saklı ama açığa çıkmış bir hikâyenin parçaları dökülüyor.

Bir kaynaktan yola çıkıp başka kollarla birleşerek hiç bilmediği denizlere ulaşmaya çalışan nehirlerden ilham alan hatta onlara öykünen Oğuz Karakütük (1983), 'Delta' başlıklı serisinde, yabancısı olduğu yerlere tek başına yaptığı uzun yolculuklarda karşısına çıkan doğa görüntüleriyle yepyeni bir gerçeklik kurgusu yaratıyor. Birbirine zıt coğrafyalarda çektiği fotoğraflarla bir görüntü deltası oluşturmaya çalışan Karakütük'ün fotoğrafları, nehirlerle birlikte denize sürülen taşlar misali bir araya geldiklerinde sadece kendi gösterdikleriyle sınırlı kalmayıp bu birliktelikle anlam kazanan başka temsiliyetler yaratmaya başlıyorlar.

Üzerinde güçlü etkiler bırakan deneyimleri bir zaman sonra anımsadığı şekilde hikâyeleştiren İrem Sözen (1984), 'Recall' başlıklı serisinde, bağlanma ve ayrılık deneyimini farklı zamanlardan fotoğrafları bir araya getirip paralel bir gerçeklik olarak tekrar kurguluyor. Her hatırlama çabasıyla birlikte hafızanın bile isteye eksik bıraktıkları, ekledikleri veya çarpıttıklarıyla yeniden kurgulanan geçmiş, gerçeklikle bağını koparmış gibi dursa da anlamsızlaşmıyor tam aksine yepyeni bir anlam kazanıyor. Böylelikle acı verebilecek bir deneyim onarılıp iyileştirici bir etki yaratıyor.